AK Parti Beykoz İlçe Başkanlığı, Muhammed Hanefi Dilmaç’ın belediye başkan aday adayı olmasının ardından İlçe Başkanlığı görevi Özkan Ayduğan’a verildi.

Dilmaç döneminde teşkilat başkanlığı görevini yürüten Ayduğan, Murat Aydın’ın yerel seçimleri Alaattin Köseler’e kaybetmesinin ardından gücünü kaybetmiş, bunu da 1 Nisan sabahı “yapayalnız kaldım” diyerek ifade etmişti.

Köseler’in tutuklanması ve Özlem Vural Gürzel’in başkanvekili olması, ardından da CHP’den ayrılarak AK Parti’ye geçmesiyle birlikte Beykoz siyasetinde ve AK Parti teşkilatında yeni bir hareketlilik yaşandı. Ancak Özkan Ayduğan, AK Parti teşkilatı içerisinde bir türlü tam anlamıyla kabul görmedi ve benimsenmedi.

Ben de Başkan Ayduğan hakkında eleştiri yazıları kaleme aldım. Görevi iyi yapamadığını, AK Parti Beykoz teşkilatını neredeyse sıfırladığını yazdım.

Bugün de yazdıklarımın arkasındayım.

Ancak bu, Özkan Ayduğan’ın kötü bir insan olduğu anlamına gelmiyor.

Allah var…

Kendisi iyi biridir. Saygılıdır, beyefendi kişiliği vardır. İnsan olarak kendisi hakkında söyleyecek kötü bir sözüm yok.

Fakat iyi insan olmakla iyi bir siyasi yönetici olmak aynı şey değil.

Belki kadrolarının yetersizliğinden, belki yönetim anlayışından, belki de başka nedenlerden dolayı ortaya böyle bir tablo çıkıyor.

Ama sonuçta bu koltuklara kimse doğuştan sahip olmadı.

İnsan zaman zaman kendisini de sorgulamalı.

“Ben bu işi yapabiliyorum” ya da “Ben bu işi yapamıyorum” diyebilmeli.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın kapanışında yaptığı konuşmada, “Yapmanız gereken davanıza dört elle sarılmak, üzerinizdeki emanetin hakkını vermek, daha çok çalışmak, daha çok gayret etmektir. Yorulan varsa, buyursun kenara gelsin, dinlensin. Kenara gelmeyen de meydanın hakkını versin. Boşa harcayacak tek bir saniyemiz bile yok.” ifadelerini kullandı.

Belki yorulmadın.

Belki gayret ediyorsun.

Ama Sayın Başkan, senden olmuyor.

Çünkü AK Parti teşkilatı seni ilçe başkanı olarak tam anlamıyla benimsememiş.

Burada mesele kişisel değil, siyasi bir mesele.

Eğer kişisel ikbal ve ihtiraslarını AK Parti Beykoz’un geleceğinin önünde tutuyorsan, bu ayrı bir konu.

Ancak mesele gerçekten AK Parti Beykoz teşkilatının geleceğiyse, bunun da açıkça konuşulması gerekiyor.

AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir’in ifade ettiği gibi Beykoz’un yüzde 56 civarında olduğunu da düşünmüyorum.

AK Parti’nin Beykoz’da en güçlü olduğu dönemlerden biri olan 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri’nde ulaştığı oy oranı yüzde 52,34 oldu. Bu seçimde AK Parti Beykoz’da 80 bin 232 oy aldı.

2019 yerel seçimlerinde ise Cumhur İttifakı ile girilen seçimde 74 bin 805 oy alındı.

2024 yerel seçimlerinde AK Parti Beykoz’da yüzde 44,91 oy oranıyla 67 bin 20 oy aldı.

Rakamlar ortada.

Demem o ki…

AK Parti’nin Beykoz’da yeniden güçlenmesi kaçınılmaz.

Ancak bunun için güçlü bir teşkilata ihtiyaç var.

Hem Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hem de yerel seçimlerde bu teşkilat yapısıyla büyük zorluk yaşayacaktır.

Bizden söylemesi…

Beykoz’da AK Parti’nin yeniden güçlenmesi için teşkilatı bilen, yıllarını bu yapıya vermiş, sokağı tanıyan, insan ilişkileri güçlü ve gerektiğinde sorumluluk alabilen bir isme ihtiyaç var.

Kısacası…

Beykoz’a ZAFER’i getirecek, ASLAN gibi biri lazım

Teşkilatı sırtlayan biri.

Çünkü aksi takdirde önümüzde gerçekleşmesi planlanan iki önemli seçim var. Bugün atılmayan adımların, yarın sandıkta ağır bir bedeli olabilir. AK Parti'liler seçim sabahı geldiğinde, işler istenildiği gibi gitmezse yine aynı cümleyi duymak istemiyor diye düşünüyorum. “Yalnız kaldım, yalnız bırakıldım.”

Beykoz’da artık vakit daralıyor.

Bizden söylemesi…