Büyük usta merhum Neşet Ertaş, mızrabını gönül teline vurup şöyle sesleniyor:
Büyük usta merhum Neşet Ertaş, mızrabını gönül teline vurup şöyle sesleniyor:
“Kalpten kalbe bir yol vardır,
Göz ile görünmez sırdır.
İkimizin kalbi birdir,
Sen benimsin ben seninim.
Perişan halimi gördün,
Bana bu derdi sen verdin.
Benim derdim senin derdin,
Sen benimsin ben seninim.
Kalbimi kalbinden duyan,
Halım değil midir ayan?
Garib'i bu hâle koyan,
Sen benimsin ben seninim.”
Çubuklu Mahallesi Şahin Tepesi’nde komşularımızın bugünlerde yükselen sesi, Neşet Ertaş’ın bu dizelerini hatırlatıyor. Yaklaşan kışla birlikte bu seslerin bir feryada dönüşmesinden endişe ediyoruz.
Kapılara yapıştırılan tebligatlarda, 6306 sayılı Kanun’un 6/A maddesi uyarınca evlerin 20 Kasım 2026 tarihine kadar tahliye edilerek yıkılacağı belirtiliyor.
Konu net: Evler riskli, yenilenecek ve altyapı yatırımlarıyla bölge değer kazanacak. Devletimizin kentsel dönüşüm hamlesine vatandaşın bir itirazı yok. Ancak esastan doğru olan bu çalışmanın, zamanlama bakımından mahalle halkını incittiğine şahit oluyoruz.
Niyet doğru olsa da tahliye takvimi biraz daha empatiye muhtaç. Okulda çocuğu, evinde hastası, geçim sıkıntısı olan aileler için kış arifesinde ev bulmak ve yüksek kiraları karşılamak hiç kolay değil. Üstelik önlerinde üç-dört yıllık zorlu bir süreç var. Kira yardımları da yaşanan sıkıntıları gidermeye yetmiyor.
Pandemi, depremler, savaşlar ve ekonomik kriz derken vatandaşımız zaten yoruldu. Şimdi bir de evini, düzenini ve komşularını geride bırakmanın yükünü taşıyor.
Beykoz Belediyemizin evde bakım başta olmak üzere birçok yardım yaptığını biliyor ve minnet duyuyoruz. Belediye Başkanımız, Kaymakamımız, bölge milletvekillerimiz, siyasi partilerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımızın mahalle halkının durumuna duyarsız kalmayacağına inanıyoruz.
Şimdi empati zamanı.
Başta Hasan Turan Vekilimiz ve Özlem Başkanımız olmak üzere tüm yetkililerimizden, tahliyenin YKS sonrasına ertelenmesi için girişimde bulunmalarını rica ediyoruz. Bu talep, dönüşüme karşı çıkmak değil; vatandaşın mağduriyetini azaltmak, çocukların eğitimini ve ailelerin düzenini korumaktır.
Sayın Bakanımız Murat Kurum’a da bölgenin hassasiyetinin iletilmesini temenni ediyoruz. Bazen takvimde yapılacak küçük bir değişiklik, insanların hayatında büyük bir rahatlama sağlar.
Asıl olan halkımızı incitmemektir. Devletin gücü, yalnızca binaları yenilemekle değil, vatandaşının sesini duymakla da ölçülür.
Şah-ı Nakşibend Muhammed Bahauddin Hazretlerinin şu sözü de gönlümüze tercüman oluyor:
“Bizi anlayan bizden ırak olsa da bize yakındır; bizi anlamayan bize yakın olsa da bizden ıraktır.”
Şahin Tepesi sakinleri de anlaşılmak ve seslerinin duyulmasını istiyor. Dileğimiz, bu çağrının karşılık bulması ve makul bir çözümün hayata geçirilmesidir.
Sevgimiz büyüsün, derdimiz büyümesin…
Beykoz’da kalın, sağlıcakla yaşayın!




