Cumhuriyet Halk Partisi’nin 2023 yılında gerçekleştirilen 38. Olağan İstanbul İl Kongresine ilişkin açılan “usulsüzlük” davası İstanbul 72. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Davada adı geçen isimler arasında Beykoz’dan Uğur Gökdemir de yer aldı.
İddianamede, kongre sürecinde oy kullanma iradesine müdahale edildiği, delegeler üzerinde baskı kurulduğu ve seçim sürecinin usule aykırı şekilde yürütüldüğü öne sürülüyor. Çok sayıda CHP’li ismin sanık olarak yer aldığı dosyada, Uğur Gökdemir’in de kongre sürecindeki rolü nedeniyle yargılandığı belirtildi.
Duruşmada savunma yapan Uğur Gökdemir, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Gökdemir ifadesinde, İstanbul İl Kongresi sürecinde hiçbir delegeye baskı yapmadığını, oy kullanma iradesini etkilemeye yönelik herhangi bir girişiminin olmadığını söyledi. Kongre sürecinde tüm faaliyetlerin parti tüzüğü ve demokratik kurallar çerçevesinde yürütüldüğünü savunan Gökdemir, üzerine atılı suçlamaların gerçeği yansıtmadığını ifade etti.
Gökdemir ayrıca, herhangi bir delegeye maddi ya da manevi vaatlerde bulunmadığını, kongre sürecinde kişisel ya da örgütsel bir usulsüzlük içinde yer almadığını belirterek beraatini talep etti.
Mahkeme, sanık savunmalarının ardından eksik hususların tamamlanması için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Dava süreci devam ederken, CHP İstanbul İl Kongresi’ne ilişkin yargılamanın Beykoz dahil birçok ilçede yakından takip edildiği öğrenildi.
‘SES KAYDINI BEN ALMADIM’
Tutuksuz sanık Uğur Gökdemir savunmasında, "Ben, Veli Gümüş ile 2023 yılında samimi olmaya başladım. Aramızda bir kırgınlık vardır; bu nedenle bana iftiralar attığını düşünüyorum. 2023 yılında siyasete başladığım dönemde, Mahir Taştan ekibiyle birlikte mahalleme geldi. O zaman ilçe başkanıydı. İki aday vardı. Bir aday, rüşvet ve yolsuzluk nedeniyle parti tarafından kayyum atanmıştı. Aydın Düzgün o dönem diğer adaydı, Mahir Taştan da adaylardan biriydi. Ben, rüşvet ve yolsuzluk nedeniyle kayyum atanmış bir kişiyi desteklemek istemedim. Parti üyesiydim ve Mahir Taştan’ı destekledim. İşleri Veli Gümüş yürütüyordu. Veli Gümüş bugün beni aradı ve 'Müsait misin, bir yere gideceğiz, seni biriyle tanıştıracağım' dedi. Kabul ettim. Birlikte Beşiktaş’ta bir tercümanlık ofisine gittik ve Murat D. ile tanıştık. Bir süre sonra Fahrettin Çırak geldi. Ben Fahrettin Çırak’ı da Murat D.’yi o saate kadar tanımıyordum. Fahrettin Çırak, “Mecidiyeköyspor Kulübü Başkanıyım” dedi. Özgür Çelik başkanımın da dediği gibi, Giresun’un yaylalarını dahi konuştuk. Bunun dışında herhangi bir konu konuşulmadı. Ses kaydını ben almadım. Ses kaydından haberim yoktu. Ben Fahrettin Çırak’ı tanımıyorum. Ben bir iş insanının yanında şofördüm. Çağlayan’dan dönerken Beşiktaş’tan geçilir. Yılda yaklaşık 60 kez bu güzergahtan geçtim. İş insanı Zorlu’ya yemeğe giderdi, ben de Beşiktaş’ın ara sokaklarına park ederdim. Mahir Taştan ile benim aramdaki köprü Veli’ydi. Normalde her işi yapan Veli’ydi. Beni CHP’de kimle tanıştırdıysa Veli tanıştırdı. Veli, bana Beşiktaş’a giderken 'Ben il başkan yardımcısı olacağım, güçlü olacağız' dedi. Veli Gümüş, Cemal Canpolat’ın kazanacağına o kadar emindi ki, kaybedeceği bir seçime girmezdi. Bana karşı duyduğu duygusal kırgınlık nedeniyle Veli Gümüş bana iftira atmıştır. Seslerin kayda alındığına dair hiçbir bilgim yoktu. Ses kaydına dışarıdan müdahalede bulunulmuştur’ dedi.






