Malatya'da depremzedelerin sorunlarını dinlemek için sahaya inen Malatya'nın CHP'li il başkanı Barış Yıldız ve ekibinden rahatsız olan bir kısım gerici gördük. Belli ki, CHP'nin halkla buluşmasından hoşnut değiller. Değişik bir durum tabi. Lafa gelince, CHP halka insin diyenler CHP'yi halkın içinde görünce adeta kafayı yercesine çıldırıyorlar. Nasıl bir kinse artık! Barış Yıldız, depremzedelerle dertleşirken, Saadet Partisi'nin depremzedeler için kurduğu aşevinin valilik tarafından kaldırılması konusunda depremzedelerin tepkisini dinlerken, depremzedelerle arasına girip kendisini rahatsız eden MÜSİAD'ın önceki dönem başkanı tescilli kışkırtıcı Hüseyin Kalan'a kulak asmadan düzgün bir üslup ve soğukkanlılıkla Allah'ın adını da andı, birlik ve beraberlik mesajı verdi. Vermez olaydı! Derken, o ortamın içinde bulunan ve Barış Yıldız'ı sürekli rahatsız eden Hüseyin Kalan'ın arkasında duran ve yanında çalıştığı iddia edilen yobazın biri, CHP'li başkana "Siz Allah'ı bilir misiniz?" diyerek yumruk attı. İnsanların acı içinde olduğu bir ortamda halkı dinleyen bir yetkiliye söz hakkı tanımamak, depremzede ile bir halk temsilcisinin arasına girmek, dahası ona şiddet uygulamak olsa olsa vicdansız cahillerin işidir. Ne diyeyim, herhalde koskaca Allah'ın CHP'li biri tarafından adı anılınca Allah'ı sadece birilerinin tekelinde gördü ve çok içerledi! Ülkede milyonlarca Allah'a inanan CHP'li var ama yumruk atan yobaza göre Allah'ı CHP'liler bilmez, yalnızca Allah onlarındır. Bunun adı, Allah'ı çalmak olsa gerek.

Ülkeyi kuran kadroların oluşturduğu parti olan CHP, İstiklal Marşı'nda "Bu ezanlar ki, şehadetleri dinin temeli" diyen büyük şair Mehmet Akif'in sözlerini marş kabul edecek kadar milletin inanç özgürlüğünü ve bağımsızlığını önemsese de, CHP kurucusu Atatürk, İstiklal Marşı için, marşın devrimin ruhunu yansıttığını beyan etse de yobaz denilen şey, düşman işgalinden kurtarılmış İzmir'in Menemen ilçesinde işgalden birkaç yıl sonra genç bir subay olan öğretmen Kubilay'ın başını kesip Şeriat isteyecek kadar kindardı. Bu yobazlar da şimdi bir CHP'liye yumruk atacak kindar. Ellerinde fırsat olsa Kubilay'ın başı gibi baş kesecek kadar canileşme ihtimalleri yok değil. Tablo net ve imajları ortada.

80 Darbesi'nin ardından şiddete, işkenceye karşı ismi "Barış" konulan CHP'li il başkanı Barış Yıldız'ı, İmamoğlu'nun seçim öncesindeki öfke kontrolünü andıran tavrıyla tebrik etmek gerekir. CHP'li olmak, gericilerin olduğu her yerde bazen Eyüp sabrı gerektirebiliyor. Yani Kılıçdaroğlu, İslam peygamberinin, "Öfkesini yenen en büyük pehlivandır" hadisini boşuna söylememişti. Öfkesini yenemeyenler ise, güçsüzlüğünü şiddete başvurarak yansıtıyor. Ne de olsa ne fikirleri hür, ne de vicdanları. 

Bursa'da bir cuma namazında imam tarafından okunan hutbede, Atatürk isminin geçmeyişini eleştiren bir vatandaş camiden çıkarıldı. Hiç şaşırmadım. Diyanet, Atatürkçülerin vergisini alacak, hatta bu diyanet işlerini bizzat Atatürk kurduracak, en önemlisi ise, 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin baş mimarı Atatürk olacak ama Atatürk'ün adı diyanet eliyle imamlara okutulan hutbelerde geçmeyecek. Ne güzel iş valla! Orada ibadetini yapmaya gelen bir vatandaşın haklı tepkisine karşı susan, hatta o vatandaşın camiden çıkarılmasını eleştirmeyen vatandaş topluluğu da demek ki Atatürk'süz bir hutbeden öyle pek fazla rahatsız değil. Yıllardır orduya siyaset giriyor diye mağdur rolü oynayan siyasal İslamcılar, siyaseti sadece orduya değil, alıştıra alıştıra camiye sokalı çok zaman geçti. Önceden dini ve milli bayramlarda bile camilere asılan Türk bayrakları şimdilerde camilerde görünmez oldu ve sadece toplumsal felaketlerin yaşandığı durumlarda sela okunan camilere var. Tarikatlar deseniz, camilerde kol geziyor. Devlet de siyasal İslamcıların elinde olunca toplumsal tablodaki amaç iyice netleşiyor: Dinbaz devlet, dinbaz toplum! AKP yönetenlerinin yıllardır eylem ve söylemleriyle istediği durum budur.

Şişli'de, Beyoğlu'nda kiliselerde Türk bayrağı görünürken, Kadıköy'deki bir kilisede 18 Mart Zaferi piyano çalınıp güzel sözlerle anılırken, camilere hakim olan karanlık zihniyetin, emperyalizme meydan okuyarak Türk tarihine ve Türk kelimesini onurla anılmasını sağlayan Atatürk'e verdiği değer içler acısı. AKP döneminde başta gençler olmak üzere, imam-hatip okulu öğrencilerinde de deizm, agnostisizm, ateizm oranı artarak devam ediyor. Çocukların, gençlerin İslam dinine mensup insanlarda gördüğü imaj böyle kötü olursa artarak devam eden İslamdan vazgeçiş durumları anormal olabilir mi, tabi ki hayır! Kısacası, İslamdan vazgeçişler siyasal İslamcıların ve vicdansız yobazların eseridir. Bu eserin var olmasını sağlayan resmi destekçi de AKP'dir. Unutmadan, sadece laik devlet yetmez, öncelikle Türkiye'de anlayışlı bir laik toplumun olması şarttır. Belli ki, bu hiç kolay olmayacak.