Sevgi de böyledir. Gürültüyü sevmez. Gösterişle çoğalmaz. İlan edilince büyümez. O, sessizlikte kök salar.
“Sevgi günleri” denildiğinde, insanın zihnine takvimler düşer. Oysa sevgi, tarihle ölçülmez. Bir güne sığdırılamaz; bir günde tüketilemez. Sevgi, bir niyetin istikrarıdır. Bir bakışın inceliği, bir susuşun merhametidir.
Hakiki sevgi, kendini kanıtlama ihtiyacı duymaz. O, sahip olmakla değil; emanet bilinciyle yaşar. Bir kalbe yaklaşırken iz bırakmamayı gözetir. Güç gösterisi yapmaz; güç verir. Bağırmaz; büyütür.
Bilgelik, sevginin ölçüsünü bilir. Çünkü sevgi, sınır tanımamak değildir; doğru sınırı korumaktır. İnsanı yücelten sevgi, önce kendine saygı duymayı öğretir. Kendine saygı duymayanın sevgisi, zamanla talebe dönüşür. Oysa erdemli sevgi talep etmez; teklif eder. Zorlamaz; davet eder.
Sevgi günleri, belki de bir başkasına çiçek almak değil; kalbimizin sertleşen yerlerini yumuşatmaktır. Birine seslenmeden önce sesimizi arındırmaktır. Haklı olmaktan vazgeçip adil olmayı seçmektir.
Çünkü sevgi, duygudan ibaret değildir. O bir ahlâktır.
Bir üsluptur.
Bir sabırdır.
Ve en çok da bir istikrardır.
Gerçek sevgi, geç kalmaz. Acele de etmez.
O, hazır olduğumuzda zaten oradadır.
Sevgi günleri…
Takvimde değil, karakterimizde başlar.