Çünkü gönüllülük, özünde dayanışmadır. Hayata, insana, sanata, edebiyata, doğaya ve birlikte yaşama fikrine duyulan inancın bir biçimidir.
Fakat gönüllülüğün de bir sınırı vardır.
Gönüllü olmak; kendi ilkelerinden, prensiplerinden, emeğinden ve özsaygından vazgeçmek değildir. Bir başkasına destek olmak, kendini değersizleştirmek anlamına gelmez. Gönüllülük, insanın kendi sınırlarını yok saydığı bir fedakârlık alanına dönüştüğünde, artık dayanışmadan başka bir şeye evrilmeye başlar.
Çünkü gönüllülük, gönüllü kölelik değildir.
Bir insanın iyi niyetini, vicdanını ve paylaşma arzusunu sürekli bir kaynak gibi görmek; onun zamanını, emeğini ve duygusunu sınırsızca kullanabileceğini düşünmek, gönüllülüğün ruhuna aykırıdır. Gönülden verilen hiçbir şey, karşı tarafın bunu bir hak olarak görmesiyle aynı anlamı taşımaz.
Elbette her gönüllülüğün birebir karşılığı olmak zorunda değildir. İyilik bir alışveriş hesabı değildir. Fakat dayanışmanın içinde en azından bir özen, saygı ve insanlık dengesi bulunmalıdır. Bir taraf sürekli veren, diğer taraf sürekli alan olduğunda orada gönüllülüğün doğal dengesi bozulur.
Gönüllülük insan merkezlidir; ama insanın kendisini de merkeze alabilmesi gerekir.
Kendi sınırını bilmek bencillik değildir. “Buraya kadar” diyebilmek sevgisizlik değildir. Emeğinin, zamanının ve varlığının değerini bilmek, gönüllülüğe ihanet etmek hiç değildir. Aksine, gönüllülüğü temiz ve sahici tutmanın yollarından biridir.
Belki de gönüllülüğün en güzel hâli, gönlün gönle denk geldiği yerdedir.
Birinin elinden tuttuğunda, onun da başka bir zaman senin elinden tutabilmesi… Birinin ışığını çoğalttığında, onun da senin karanlığına sırt çevirmemesi… Her şeyin birebir karşılığını beklemek değil; fakat insanın insana insan olarak bakmasını sürdürebilmek.
Çünkü gönüllülük bir amme hizmeti değildir. Bir insanın iyi niyetinin sınırsız kullanım hakkı hiç değildir.
Gönlümüzden geleni verebiliriz. Ama gönlümüzü de korumalıyız.
İnsan, başkasına iyi gelirken kendisine kötü gelmeye başladığı noktayı fark edebilmelidir. Çünkü dayanışmanın amacı bir insanı tüketmek değil, hayatı birlikte çoğaltmaktır.
Gönüllülük ancak gönüller güzel bir yerde tutulduğunda anlamlıdır.
Gönlün gönlüne denk geldiği, emeğin emeğe saygı duyduğu, insanın insana yük değil yoldaş olduğu yerde…
Belki de gerçek gönüllülük tam olarak orada başlar.