Tabanı Mümin Kendisi Camiye Ağyar

Sevgili okuyucu, Saadet Partisi'nin 2017 yılından itibaren, salt seçimlere yönelik izlemiş olduğu popülist stratejinin; partiye ve milli görüşe, ağır darbe indirdiğini etraflıca izah etmek istiyorum.

2015 Genel Seçimleri’nde Saadet Partisi'nin ülke genelindeki oy oranı %0.6 düzeyine kadar gerilemişken her ne hikmetse 2017 yılından itibaren belirledikleri yeni strateji ile AK Parti'den kaçan küskünlerin yeni oy haznesi oldular.

Saadet Partisi, yelpazenin sağında bulunan bir parti olarak pekala kendisine en yakın oy deposu olan AK Parti'ye muhalefet güdebilir. Hatta AK Parti'li küskünleri partisine üye yapabilmek, SP gibi küçük çaplı oluşumlar için dev sıçrayışın habercisi de olabilir, amma velakin; bu muhalif tavırlarını bir zamanlar kendi faaliyetlerini irticai faaliyet olarak nitelendiren görüşün isteğine uygun bir şekilde yaparsa; SP’nin ne masumiyeti kalır ne de samimiyeti.

Öyle ki, Erdoğan ve Cumhur İttifakı'na yapmış oldukları muhalif söylevler partinin omurgasını oluşturuyor. Saadet Partisi ve Milli Görüş için artık Erdoğan veyahut Cumhur İttifakı'ndan başka muhalefet güdebilecekleri bir oluşum bulunmamakta. Eğer Milli Görüşçüler kendilerini az daha kaptıracak gibi olursa, Merve Kavakçı’yı meclisten ihraç edenlerin dahi Cumhur İttifakı olabileceği kanısına varacaklar.

Geçtigimiz günlerde, Milli Görüşüz adlı facebook sayfasından yapılan paylaşım insanı dumura uğratacak türdendi. Paylaşımda; Erdoğan ve Cuntacı lider Sisi'nin Kabe’de, farklı zamanlarda çekilmiş fotoğrafları yan yanaydı ve içerikte kabaca şunlar yazıyordu; ikisi de namaz kılıyor, ikisi de dua ediyor, ikisi de Amerika’nın istediğini hemen yapıyor, e o halde farkları ne?

Milli Görüşçülerin yapmış olduğu bu acımasız kör muhalefet karşısında adeta gözlerim kanadı. Salt siyasi menfaat için Erdoğan ve Sisi'yi bir tutan bu kör muhaliflere Erdoğan ve Sisi arasındaki başlıca farkları, cahillerin şahı Ebu Cehil’e anlatır gibi anlatayım. Bunun yanında cevabını hiç iletemeyecekleri soruları da soralım;

1-Erdoğan ile Sisi arasındaki en temel fark: El Sisi’nin cunta tarafından oldubittiye getirilmesiyken, Erdoğan’ın halk tarafınca seçilmesidir. Erdoğan, Sisi gibi asker eskisi değildir.


2- Mısır'da seçimlere katılım oranı yüzde 47’yken, Türkiye'de bu oran yüzde 84.51'dir.

3- Erdoğan, S-400 füze savunma sisteminin ithalatı ile Doğu bloklarına göz kırparken; El Fettah Sisi kariyeri boyunca Amerika'nın uydusu olmaktan öteye geçememiştir. Ha, size göre S-400 füzelerini Kırşehir’de üretiyorsak fazla söze ne hacet Milli Görüşçü arkadaşım?

4- Doğu Akdeniz'deki doğalgaz rezervleri için Türkiye'ye karşı İsrail’le birlikte silah kuşanan Mısır'ın liderini, salt siyasi ihtiras yüzünden; Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir tutmakta nedir?

5- Günün birinde gözünüz iyice dönecek gibi olursa, TV5’i A Haber’e çevirip 28 Şubat'taki post modern darbeyi AK Parti ve MHP kurgulamış olabilir şeklinde bilgi ve belgeye dayanmayan, asılsız haberler yapacak mısınız?

6- Yarın bir gün AK Parti yok olursa, veyahut topa tutacağınız bir sağ partisi kalmazsa; ortanın soluna muhalefet gütmeye yüzünüz yetecek mi?

7- 31 Mart İdari Mahalleler Genel Seçimleri'nin ardından oy oranınız 2.50'yi aşınca "Özgül ağırlığımız arttı, ona göre" minvalinde mırıldanmaktaki asıl amacınız, eski ortaklarınıza karşı yeni beklentiler içerisine girdiğinizi mi gösteriyor? Bu kez mecliste bir sandalye yerine kabinede bir sandalye mi talep edeceksiniz?

8- Çamlıca Camisi’ni israf olarak addederken hangi partinin seçmenlerine hitap ediyordunuz? Tabanınıza bu denli zıt bir açıklamayı hangi sebeple makul gördünüz?

YORUM EKLE