Savaşçı

Doğan Cüceloğlu’nun  savaşçı isimli bir kitabı var.

Bir çoğumuz okumuşuzdur. 

Hani şu son yıllarda moda olan kişisel gelişim kitapları kategorisinden ama bu kitap iyi hatip olmak yada  çok para kazanmanın ipuçlarının ötesinde anlamlı ve coşkulu bir yaşama kapı aralıyor. 
Gerçekten çok öğretici.

Okumayanlara  tavsiye ediyorum. 
Kitap  öğretmenliği büyük bir şevkle isteyen ve öğretmen olduğunda diğer öğretmen  arkadaşlarının çizdiği karamsar öğretmen portresi karşısında  yılgınlığa kapılan idealist öğretmen Arif bey ve Doğan Cüceloğlu’nun  söyleşilerini konu alıyor. 

Kitaptaki bir alıntı çok anlamlı. “Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı artık hiç bitmez!. (e.e.cummings ) “

Anlamlı ve coşkulu bir yaşam için SAVAŞÇI kitabında böyle bir savaştan söz ediyoruz diyor yazar.

Kitabı yıllar önce bir arkadaşım hediye etmişti. 

Kendisine bu vesileyle bir kez daha teşekkür ediyorum. 

Kitabı okuduğumda böyle bir savaşın içinde olduğumu görerek kendimi şanslı hissettiğimi itiraf etmeliyim.

Ufkumuzun açılması ve yaşamın kalıplaşmış kuralları dışına çıkarak düşünmek ve üretmek için kitap okumak şart. 

Zira bizim dışımızda konulan kurallar bizi istemediğimiz tek düze bir hayata zorluyor.

Tek düze bir hayat için kurallar konulmuş. 
Ya o kalıba girip yaşayacaksınız, ya da bir savaşa hazır olacaksınız. 

Ne yapacağımız , ne düşüneceğimiz , nasıl konuşacağımız neyi merak edip neyi merak etmememiz gerektiği bile önceden belirlenmiş . 

Hukuktaki  teamüller gibi işte.

Bu konuda İngiltere örneği verilir.

Yazılı  anayasası olmayan İngiltere’de devlet teamüllerle yönetilir ve hiç kriz çıkmaz. 

Türkiye’de herşey hukuk kitaplarında ve kanunlarda yazsa da kişiye ve konumuna göre işleyen bir hukuk olması arizi  bir durum olup Türkiye’nin yeniden anayasal çizgiye geleceğine de ümitvarım. 
Konuyu dağıtmayayım.

Ne konuşacağınız ve nasıl davranacağınız önceden belirlenmiştir. 

Bunun içinde aklınızı sonsuza kadar devre dışı bırakarak gündelik işleriniz dışında düşünmemeniz gerekiyor. 

Hele bir düşünmeye ,düşündüklerinizi ifade etmeye kalkın , başınıza gelecekleri tahmin bile edemezsiniz. 

Sinsi ve kurnaz beyinler sizi yıldırmak için dayanışma içinde taarruza geçecektir. 
Bunu atlatabilirseniz size cüzzamlı muamelesi yapabilirler.  

Yalnızlığı göze almalısınız. 

Başta dalga geçilmeyi ve sözlerinizin değersizleştirilmesi için üst perdeden aşağılanmayı göze almalısınız.  

Ben Beykoz Belediye Meclisi Akparti Grubunda ve mecliste çok yaşadım. 
Hiçte umursamadım. 

Ama burada da düsturunuz “kargalar sürü halinde kartallar yalnız uçar” olabilir.
İdealist öğretmen Arif bey yılmamış ve körpe dimağlara yani çocuklarımıza  geniş bir dünya vermek için Doğan Cüceloğlu hoca’ya ulaşarak çekilmek istediği girdaptan kurtulmuş. 

Öğretmenlik gibi ulvi bir mesleği değersizleştiren öğretmen arkadaşlarına savaş açarak tekrar anlamlı ve coşkulu bir şekilde mesleğine geri dönmüş.

Bu coşkuyu gözlerinden okuduğumuz öğretmenlerimizin sayısı hiçte az değil. Ancak bu ışığı söndürmemek için nasıl bir savaş verdiklerini bir kendileri birde Allah bilir. 

Yaptıkları iş ne kadar kıymetli.Yetiştirdiği talebeler yarın bu ülkeyi yönetecek; bu ülkenin yöneticileri , sanatçıları , düşünürleri hülasa yeni kuşak onların eseri olacak.

Eğer onlara bir meslek öğretmek yada diploma vermenin yanında hakkı , hukuku , kul hakkını , vicdan sahibi olmayı ve aklını kullanarak sorgulamayı öğretebilirlerse geleceğimiz emin ellerde demektir. 

Aksi halde diplomalı cahiller elinde başka hayatlar ve belki de bir nesil daha  ziyan olacak. 

Aksini  düşünmek bile akla zarar.
Bu nedenle kitapta öğretmen Arif bey anlatıldığı için Arif beyin şahsında aynı ruhla işini yapan bütün öğretmenlerin önünde saygıyla eğilmek gerekir.  
Düşünmeyen , sorgulamayan insan amaçsız insandır.

Amaçsız insanlardan uzak durmak için çok kabul gören , önemli nedenler şunlardır. 

Enerjinizi tüketirler.

Vizyonunuz daralır.

Motivasyonunuz azalır.

Hava her yerde bedava ; 

İstanbul’un dışına çıkınca su da  bedava. 
Akıl da her yerde bedava. Cimri olmayalım. Kullanalım, düşünelim , sorgulayalım. 
Önümüze konulana inat daha güzel bir dünyaya merhaba demek bizim elimizde. . 

YORUM EKLE
YORUMLAR
m.macir
m.macir - 1 hafta Önce

tarihte politik dusunceler olmuştur . kimilerinin politikası halk nazarında kabul görmemiş ve iktidarı bırakmak durumunda kalmışlardır . çok yazık . benim babam belediye işçisi ve sendika tarafından kullanıldı ve genel grev toplu sözleşme vesair yaşattı . 1987 1mayıs günü hastanede kanser tedavisine yenilerek hayatını kaybetti . geçmişi kötü yad etmek olmaz .geçmiş yaşandı ve bitti , takilmamak lazım. dedim hep . mazim tatlı bir tebessüm ile hafızamda . gelecek de tıp kı geçmiş gibi nakış nakış işlenecek ve ilmek ilmek dokuma yapılacak . (görüyorum . biliyorum . duyuyorum .-barış manço klasiklerden ) hep beraber ömrümüz olursa yaşayacaz . bunu neden yazıyorum ? Az önce okuduğumdan etkilenme/bir şeyler içimde hissetme . yaşanmış tarih . geleceğe ilham verir . selamun aleykum ve rahmetullah .

Erdal Demir
Erdal Demir @m.macir - 1 hafta Önce

Okuma ,anlama ve yorum yapma zahmetine katlandiginiz için teşekkür ederim. Babaannem hep derdi geçmişe mazu denir. Geçti mi geçmedi mi bilmiyoruz. Ama bildiğimiz tekbir şey var. HERSEYCOKGUZELOLACAK