Önceliğimiz Olmalı!

Tıbbi alandaki müdahaleler, zaruri ve istisnai durumları tenzih ederek: Bazen doğal tedavi yöntemleri dertlere derman olabilmekte, bu nedenle hepimiz, kendimizin, sevdiklerimizin sağlığını akıllıca yönetmek ve daha mutlu bir durumda olmalarını istiyorsak ilaçsız bir yaşam şekline göre hayatımızı idame etmeliyiz…

Bunun bir yolu da bağışıklık sistemimizi güçlendirerek çeşitli ilaçlara esir olmamakla mümkündür. Çünkü maalesef çoğu zaman doktorlar hastalıkların temeline inerek neden olduğu belirtileri ortadan kaldırmak yerine, anlık iyileşme sağlayan ilaçları verebilmektedir.

Bizlerin de defaten kullandığı ağrı kesiciler gibi ilaçlar, baş ağrısını keser fakat ona sebep olan durumu ortadan kaldırmaz ama biz bu olumsuzluğu hep göz ardı etmekteyiz…

Toplumumuzda hayatı boyunca ilaca bağımlı olanlar gün geçtikçe çoğalmakta, derdine derman bulamayan kişilerin, doğal tedaviler gibi basit önlemler alıp, ilaçların yan etkilerinden kurtularak sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri mümkün olabilmektedir.

Hepimizin çoğu zaman ötelediği, en etkili alternatif tıp yöntemi olarak kabul edilen bitkisel ilaç kullanımı olan fitoterapikoruyucu hekimlikte dünyanın bir çok yerinde eskilerden beri kullanılmaktadır. Örneğin, Avrupa, Almanya, ABD, Uzak Doğu Ülkeleri, Yeni Zelanda ve Avustralya'nın birçok yerinde tıp doktorları ve tıbbi bitki uzmanları bu yöntemi uygulamaktadır.

Koruyucu hekimlik anlayışının yanı sıra tıbbın, manuel terapi ve fitoterapi uygulamalarından da faydalanmak gerekir. Bu konuda, bitkilerle tedavi alanında yüksek lisans yapan hekimlerimizin bilgilerinden faydalanarak hastalanmamak mümkün olacaktır: İlaç niteliğindeki tabiattan gelen doğal ürünler ve probiyotiklerle bağışıklık sistemi kuvvetlendirilebilir. Çünkü kanser gibi nedeni bilinmeyen hastalıklar, tam olarak iyileşmez, bu anlamda bazen doğal tedavi yöntemleri dertlere derman olabilmektedir…

Aslında görevi hastaya ilaç değil şifa vermek olan doktorlar, Homeopatik iyileşme dediğimiz hastanın kendi çabasıyla iyileşebileceğini de hatırlamalıdır. Çünkü hüzünlü, stresli ve olumsuz bir ortamında yaşayan bir kişi kendisini hasta eden bu ortamdan ayrılırsa ya da çeşitli düzenlemeler yapabilirse iyileşebilir…

Bu gibi pratik öneriler sayesinde hastalanmamak ve hastalıklardan kurtulmak mümkün olabilmektedir…

Ayrıca, unutmamalıdır ki en büyük etkenlerden birisi olan aşırı stres hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Yaşanılan çeşitli travmalar, zihinsel, genetik faktörler gibi birçok etkenler hastalığı meydana getirebilir. Önlem alınmaz ise hastalık ilerlemeye devam eder.

Hastalanmamak için bağışıklık sistemini güçlendirerek olumlu düşünceler dahilinde de olursak, hastalıklarla savaşmamızda olumlu sonuçlar alabiliriz…
Bu gibi durumlarda, fiziksel, kimyasal ve biyolojik etkenler karşısında ortaya çıkan bireysel farklılıkların hastalıklara davetiye çıkardığını, sağlık hizmeti sunanlar tarafından iyi bilinmesi gerekir.

Hastanın iyileşmesinde, iyi hissetmesinde, güler yüz ve ilgi büyük bir önem arz etmektedir…

Her konuda olduğu gibi bu durumlarda da olumlu sonuçlar alabilmek için Duaların gücünün de etkili olabileceğini unutmamak gerekir, manevi ve maddi olmak üzere ikiye ayrılabilen hastalıklar Kur’an-ı Kerim’de daha ziyade manevi anlamıyla kullanılarak, burada bile bir mananın olduğunun vurgusu yapılmaktadır…

Herkesin üzüldüğü dertlerin, Allah’ı hatırlatma sebebi olabileceğini belirten Mevlana da sıkıntıya düşen kişinin şifa bulmak için her zamankinden daha fazla O’na sığındığını belirtmiştir…

Sağlık ve hastalık çok yönlü kavramlar olduğu gibi onlara etki eden faktörler de aynı şekilde çok yönlüdür ve birbirinden bağımsız da değildir.

Bu sorun sadece biyolojik açıdan ele alınmamalı, hasta olan kişinin iyileşebilmesi için çözüm yolları aranırken, konunun tıbbi yönü olduğu gibi sosyal, kültürel ve toplumsal özelliklerinin de ele alınması gerektiği bilinmelidir…

Kıymetini, hasta olduktan sonra anladığımız sıhhat dolu anların her daim siz değerli okurlarımızla olması temennisiyle...

YORUM EKLE