Nurettin Sözen : Bazı isimler yaşarken anılmalı

“Siyaset başlıbaşına iletişimdir. İletişiminizi doğru yönetemezseniz sizin için başkaları yönetir.”
 

*

Bilindiği üzere taşra siyasetinde güçlü projeler üretemeyen rakipler, birbirlerini karalayıp kötü yönlerini göstererek çıkar elde etmek ister. Bu yöntemi uygulayan figürlerin bunu; “Müslüman ve Türk” kıyafetleri ile yapması, kendilerine itiraz edildiğinde Türklüğe ve Müslümanlığa itiraz ediliyormuş gibi sunması da aynı unsurun yani “taşra siyasetinde iletişim yönetimi"nin bir ürünüdür.

*

Bir Kudüs gezisinde İlker Başbuğ’un ağlama duvarı önünde çekilmiş beyaz pardesülü fotoğrafını görmeyen yoktur. İslâmi kesimleri temsil ettiğini söyleyen bazı medya organlarında boy boy teşhir edilmişti. İlker Başbuğ bu fotoğraf ile; ve “Siyonist seviciliği” olarak sunulmuştu. Fakat aynı medya organları; aynı zamanda, aynı pardesü ile Mescid-i Aksa'da namaz kılarken çekilen fotoğrafını yayınlamamıştı. 

Galiba birilerinin İlker Başbuğ ve ordumuz ile bir sorunu vardı. Ergenekon ve Balyoz sürecinde bazı askerler görevden alınıp cezaevlerine konulurken, yerlerine Fetöcü askerler getirilirken bu sorunun ne olduğunu anladık.

15 Temmuz ile de "sorununun tamamını" görmüş olduk.


*

Prof. Dr. Nurettin Sözen

1937 yılında Sivas‘ın Gürün ilçesinde doğdu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Çalıştığı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde de kulak – burun – boğaz dalında profesör oldu. 29 Mart 1989 – 1 Nisan 1994 tarihleri arasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptı.

Bizler kendisini belediye başkanlığı dönemindeki "çöp dağları" ve "iett şoförlerinin iş yavaşlatma eylemleri" ile tanıyoruz çünkü malûm medya ve desteklediği siyaset yıllar boyunca bize bu kısımları göstererek beyinlerimizin derinliklerine kadar işledi.

Ergenekon - Balyoz sürecinde hemen her gün tepemize tepemize vurulan haberler gibi
 
İyi niyetli olalım... 

Prof. Dr. Nurettin Sözen’in; İstanbul belediyesindeki işçi ve memurlara devletin köleleri olmadıklarını, belediye işçilerinin ve devlet memurlarının da hakları olduğunu hatırlatan sendika ve grev haklarının verildiğini, Sözen ile memurların da haklarını arayabildiğini yazmak ve söylemek “unutuldu”.

İstanbul’u yayalaştırma projelerini, biyolojik arıtma ve çöp işleme tesislerini, Taksim – Tünel, Kartalptepe – Esenler, Beyazıt – Yusufpaşa – Sirkeci, Aksaray – Otogar, Bakırköy – İncirli gibi Tramvay ve bağlantılarını, Maçka – Taşkışla teleferiğini, İstanbul metrosunun ( iktidar desteği olmadan ) başlangıcı gibi pek çok projeden kimse bahsetmedi. “unutuldu”.

İstanbul’un doğalgaz altyapısı, Avrupa yakası sahil yolları, Haliç’in temizlenme projesi, “önce insan” projesiyle fakir bölgelere günlük süt ve erzak dağıtıldığı, otobüs ve hat sayısı artırılarak İstanbul’un en ücra köşelerine seferlerin başlatıldığı “unutuldu”.

Cem Uzan'in belediyede olan yasadışı bağlantılarını durdurduğunu, bu yüzden Star Tv'de, bugün iktidar yandaşlığı yapan yazarlar tarafından hemen her gün hakarete maruz kaldığını kimse yazmadı. “unutuldu”.

*

Şimdi gelin birlikte düşünelim...

Önce siyasetin medya ile neden bu kadar ilgilendiğini, medya ile desteklenen ve medya ile birlikte hareket eden siyasetin bir millete neler inandırabileceğini, neler yapabileceğini ve neler yaptırabileceğini düşünelim.

İktidarlar ve yönetimler gelir, gider...

Hizmetler yapılır, yıkılır, daha iyisi yapılır ama ahlâk, namus, şeref, haysiyet ve onur bir yıkılırsa yerine yenisi yapılamaz.


Sn. Sözen'in de görevde kaldığı süre boyunca yaptığı belki de en güzel iş; kendi partisinde tespit ettiği bir yolsuzluğu örtmeden, gizlemeden, “partilim”, “kol kırılır yen içinde kalır” demeden savcılığa ihbar edip tutuklanmalara vesile oluşudur.

Bildiğim kadarıyla bu davranış, (Bülent Arınç'ın Melih Gökçek'e "Ankara'yı parsel paaaarsss... hık" demesi dışında) Türk siyasetinde ilk ve tektir. Peki siyasi partilerde yerel yönetimlerde yolsuzluk ve hırsızlık bitmiş midir?

Eğer devam ediyorsa bunu en iyi bilen yine kendi partilisi olacaktır. Peki neden teşhir edilmez?

*

Siyasetin ve siyasetçilerin hizmetlerinden daha çok bu kısımların önemsenmesi gerektiğini hatırlatarak kendi açıklamasıyla yazımı bitiriyorum :

Devlette yolsuzluğu önlemek istiyorsanız, gördüğünüz veya şüphelendiğiniz kişilerin partili veya başka partili olduğuna bakmaksızın gidersiniz savcılığa, incelenmesini talep edersiniz. Bu kadar basittir. Ben öyle yaptım.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Gürcan Dağlı
Gürcan Dağlı - 1 hafta Önce

Benim dedem derdi ki "İdare et yoksa seni idare ederler. Sayın Sözen yer alltına çok yarırım yaptı eski asbestli su borularını da değiştirdi. Şimdiki iktidar gibi lale sümbül çiçek böcek işlerinle uğraşmadı. Suyumuz yoktu Yalova lardan balonlarla su taşımaya çalıştı. Baraj yatırımlarını iyi takip etti. İyi niyetli çok dürüst bir sosyal demokrat tı. Sağlıcakla.