Kalpler Allah'ı Zikrederek Ferahlar

Biyolojik açıdan kalbimizin vücudumuza kan pompalayan bir organ olduğu hepimizin malumu, burada meydana gelebilecek her hangi bir aksaklık ise sağlığımızı doğrudan etkileyecektir...

Vücudumuza dakikada yaklaşık 5 buçuk litre kan pompalayan bir et parçasından oluşan kalbimiz, dini düşünceler bazında ise bilgi ve düşüncenin toplandığı bir yeri teşkil etmektedir…

Konunun manevi yönüne binaen, siz değerli okuyucularımıza Yunus Emre’nin, Kalp kırmayı bir güç sanan akılsızlara söylediği, bir gönül yapmanın kırk kez hacca gitmekten evla olduğu sözünü aktarmak istedim.

Herkesin, gıybet ve kalp kırmanın kul hakkı olduğunu, eziyetlere katlanmak, hoşgörülü olmanın ise güzel ahlâktan kaynaklandığını unutmaması gerekir. Aklını iyi kullanan kişiler İslamiyet'in Emirleri'ne uyarak dosdoğru yol alırken, Allah’ın nazar yeri olan kalbi dünyalık meşgalelerden arındırmak gerekiyor. Çünkü kalbe Allah’ın muhabbetinden ve sevgisinden başka şeylerin girmesi, onun harap olmasına neden olmaktadır...

Kalbi temizlemek için, her daim istiğfar yapmak gereklidir. Bedenimizi Allah’ın haram kıldığı şeylerden arındırırsak, artık kıran değil, hoş gören ve takdir edilen bir fert olabiliriz. Allah’ın Emirleri’ni yerine getirmek için yol alırken, Peygamberimizin Muheymin Esması’nı da bilmek gerekiyor. Çünkü Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem kainatın zikrine dahil olanlara şahittir… Bu durumun dışında kalan kişiler ise, meydana gelen güzelliklerden bihaber, her olaya bir kusur aramaktadırlar…

Vicdan ve kalp sadece akılla değil, zihinle de bir etkileşim içindedir. Eğer duygularımız ve hislerimizde olumsuzluk varsa, akılımız bu olaydan etkilenecek, kötü durumları yaşamamız kaçınılmaz olacaktır.

Kişilerin davranış ve düşüncelerinin sıhhatli olması için, Peygamberimiz hadislerinde kalbin her daim temiz tutulmasını tavsiye etmiştir.

Kalbi tedavi etmede musiki, bioenerji, terapi gibi yöntemler uygulansada, en etkili olan yöntem zikir yapmaktır:

Zikirle, Allah’ı her an anmalı, hatırdan çıkarmamalı, çünkü O'nu anmak gönüllere, ruhlara şifadır. Zikir ruhu aydınlatan bir ibadettir: “Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah’ın zikriyle sükunete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d Suresi 13/28) de belirtildiği gibi, zikrin insana sağladığı pek çok güzellik bulunmaktadır...

Zikrin ölü kalpleri dirilttiğini belirten Efendimiz (s.a.v) Hadisi Şerifi'nde şöyle buyurmuştur: “Rabbini zikredenle zikretmeyenin durumu, ölü ile dirinin durumu gibidir.”

Kalp, Allah'ın nazar yeri olduğu için, onu dünyalıklara bağlamak çok kötü bir hastalıktır. Velhasıl, Allah'ın muhabbetinden ve sevgisinden başka şeylerin girmesi o kalbin ölümüne neden olabilmektedir. Çünkü, kalbin gıdası Allah’ı tanımak, sevmek ve emirleri doğrultusunda yol almaktır...

Kalbimizin hüzünlü olması ise gaflet uykusu eşliğinde, Allah’dan başka şeylerin sevgisine dalmaktan dolayı meydana gelmektedir…

Ayrıca, kalbimiz ile dilimiz birbirine paralellik göstermesi gereken organlarımızdır.  Eğer yaşamımızı idame ederken, kalbimiz ayrı telden, dilimiz ayrı telden çalıyorsa, bu olumsuz durumun vahametini anlamamız gerekmektedir…

Ancak, kalplerimiz Allah’ı zikrettikçe güzelleşecek, dilimiz ise O'nu andıkça huzur bulacaktır...