Dermanımız Düşüncelerimizde

Dünyalık çıkarlarımız, bilinçaltındaki hırslarımız ve arzularımız ruh sağlığımızı bozmakta, bu durum ise hastalıklara davetiye çıkarmaktadır...

Yaşamımızı idame ederken, bedenimizin gıdaya, ruhumuzun da tefekküre ihtiyacı olduğunun bilinciyle yol almalıyız…

Çünkü, hepimiz işlerimize kendimizi o kadar çok kaptırıyoruz ki çevremizde meydana gelen olaylardan habersiz yaşarken, akılımızı geliştirmeye fırsat bulamıyoruz.

Zihnimizi ve beden bütünlüğümüzü bozduğumuzda meydana gelen fiziksel, duygusal çatışmalarımız bedenimizin bazı bölgelerini etkileyerek hastalıklara neden olmaktadır.

Ancak, bilinçaltımızda meydana gelen duygusal çatışmaları ve hastalığa neden olan olumsuz düşünceleri tespit ederek onları ortadan kaldırdığımızda, hastalıklarımızın kalıcı olarak tedavisi mümkün olacaktır.

Şayet dikkat edilmez ise, bilinçaltımıza yerleşen inanç ve duygularımız, dışarıdan gelen bir sorunla tekrar aktifleşebilmektedir.

Vücudumuzdaki her organ kendi enerjisiyle titreşim halindedir.  Her birinin frekansı bulunmakta, olumsuz düşüncelerimiz hastalığı tetiklerken, olumlu düşüncelerimiz de iyileşebilmemizi sağlamaktadır.

Duygu ve düşüncelerimizin vücudumuzun belirli bölgelerinde, dış etkenlerden dolayı meydana getirdiği rahatsızlıklardan bazılarına değinecek olursak:

Örneğin, eleştirilmek ve itibar görmemek başımızın ağrımasına, sahip olma hakkının olmadığını hissetmekten kaynaklanan kızgınlık ve mutsuzluk depresyona, kişinin kendisini baskı altında hissetmesi hiperaktif olmasına, para ya da mevki uğruna kalbindeki tüm sevinci yok etmek kalp krizine, derin incinme, kişiyi yavaş yavaş yiyip bitiren bir sır ya da üzüntü kansere, öfke kaynaklı duygusal çatışmalar da boyun ve omuz ağrılarına neden olmaktadır.

Hastalıkların ana kaynağını oluşturan stresten uzaklaşıp, tıbbi ve doğal tedavilerini sürdürürken, konunun dini yönüne de değinecek olursak: Eğer hastalık olmazsa, sıhhatin değeri anlaşılmaz, bu durum kişiyi gaflete düşürüp, ona dünyayı hoş göstererek ahireti unutturabilir.

Bizler ömrümüzü idame ederken, ölümü anbean hatırlamalıyız. Bu anlamda hastalıklarımız, ikaz niteliğinde gözümüzün açılmasını sağlayabilir, sıhhatimizi yitirmemiz, Allah’ın bizlere bahşettiği nimetlerin değerini daha iyi anlamamıza vesile olabilir.

Mesela, karanlık olmazsa ışığın değeri bilinmez, açlık olmazsa yemek lezzet vermez, hastalıklar olmazsa afiyetin önemi anlaşılmaz. Çünkü, yaşamımızda her şey zıddıyla değer kazanmaktadır…

“Elhamdü lillâhi alâ külli hal” sözünde vurgulandığı gibi yaşadığımız tüm olumsuzluklara rağmen hayıflanmak yerine, her halimize şükretmemiz iyi hissetmemize vesile olacaktır...

YORUM EKLE