Coğrafya Kaderdir Derler, Değildir Efendim Değildir

Ünlü Fransız düşünür Montesquieu, 19. Yüzyılda; Tropikal iklimde yaşayan insanlar ile yengeç dönencesinde yaşayan insanların (bugünkü Ortadoğu) doğuştan tembel olduklarını vurgulayarak, bu insanların merak duygusundan yoksun olduklarını ve iklimin bu faktörler üzerinde önemli etkiye sahip olduğunu savunur.

Fransa’nın, Mısır önlerinde diz çöktürülen ünlü kralı Napolyon Bonapart ise, “coğrafyanın ülke politikasını belirleyen en önemli etken” olduğunu savunur.

Toplum biliminin kurucusu olarak sayılan İbn-i Haldun ise, coğrafyayı daha farklı bir şekilde yorumlar. Onun için “Coğrafya kaderdir”...

Coğrafya kader değildir.

1-Coğrafya kader değildir çünkü, Orta Afrika ve Kuzey Afrika açlık sınırı ile mücadele ederken, bitki örtüsü savan (uzun ot) olan Güney Afrika’nın dünya ekonomisinde söz sahibi olması coğrafya hipotezini çürütmeye yeterli bir sebeptir.

2-Petrol üretimi en fazla Orta Doğu’da yapılıyorken; yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından Orta Doğu kadar şanslı olmayan Japonya’nın, Dünya’nın en fazla petrol ihraç eden ülkesi olması coğrafya hipotezine karşı çetin mücadele vermektedir.

3-Hem zengin yer altı kaynakları hem de zengin yer üstü kaynaklarına sahip olan Güney Amerika’nın, Kuzey Amerika’ya kıyasla veyahut kıyas edilemeyecek kadar yoksul olması, coğrafya hipotezini yok etmeye yeter de artar.

4-Güney Amerika’da olduğu gibi tarıma elverişli arazileri olmayan, yer altı kaynakları açısından Güney Amerika’ya nazaran yoksul olan ABD’nin, bütün Güney Amerika ülkelerinin toplamından daha fazla zengin olması ise coğrafya hipotezini yerle yeksan eder.

Bahsi geçen ülkelerin diğer ülkelere kıyasla gayri safi milli hasılalarının daha fazla olmasının sebebi, eğitime olan yatırımlarından,

Demokrasi’ye olan inançlarından kaynaklanıyor.

Ekonomik kurumlarında çalışan zâtların, devletin malı deniz demeyişinden,

Siyasi kurumların başında yer alan bürokratların mikro-milliyetçilik yapmayışından, benim memleketimin insanı en iyisidir demeyişinden,

Mülakata (söz) değil de liyakate (kalifiye) önem vermelerinden kaynaklanıyor.

İşte bundandır, Mardin’in Savur ilçesinden çıkan Aziz Sancar’ın, memleketinde bulamadığı teşvik primini ABD’de kolaylıkla elde edip, ABD hükümetine hürmet duyması.

İşte bundandır, Rus asıllı Sergey Brin’in , Google adlı dünyanın en iyi arama motorunu, Rusya yerine Amerika’da tasarlayıp, başarıya ulaşması.

İşte bundandır Thomas Edisonların Haiti’den değil de ABD’den çıkması.

Peki ya çocuklarına eğitim vermek yerine, parti öğretisi ile gençlerini koşullandıran Kuzey Kore ile Güney Kore’yi kıyas etmeye gerek var mı?

Milyonlarca genci teknik bilgiden yoksun basit bir propaganda öğretisi üzerine şartlayan, eğitim-öğretimin ardından gençlerine 10 YIL boyunca askerlik mükafatında bulunan, sadece iktidara yakın kesimlerin menfaatini ve zenginliğini düşünen Kuzey Kore ile,

Gençlerinin önündeki bütün engelleri kaldırıp, girişimci olmayı düşünen gençlere envai çeşit teşvik kredileri sağlayıp, bünyesinde Samsung’u, Hyundai’yi ve Kia’yı, barındıran Güney Kore’yi bir tutmak mümkün mü?

Bir zamanlar aynı ülke de yaşamış; hatta aynı evin içerisinden çıkmış iki kardeşin yıllar sonra bir araya gelmek için iki ülkenin sınırına geldiklerinde, Kuzey Kore’de yaşayan kardeş yırtık palto ile sınıra gelip, Güney Kore’de yaşayanı son model araç ile sınıra geliyorsa;

Kader olan nedir? Coğrafya mı? Yoksa içinde yaşanılan toplum mu? Veyahut iznederseniz şu şekilde sorayım; ikisinden birini değiştirmeye kalksak hangisinde başarılı olma ihtimalimiz daha fazla olur?

“Nasıl yaşıyorsanız, öyle yönetilirsiniz.” – Hazreti Muhammed

YORUM EKLE