CHP ve AKP

Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.
M. Kemal Atatürk

*

Siyasi tercihlerimizi belirleyen pek çok faktör var.

 
Din, mezhep, milliyetçi değerler, hemşehricilik, ekonomi, etnik aidiyetler, çıkar ilişkileri, lider ve özellikleri, tarih, korku veya güven, idoller, ideolojiler ve ütopyalar vb. gibi farkında olduğumuz ya da olmadığımız pek çok faktör ile kararlar alıyoruz. 

Acaba ne kadar doğru yapıyoruz? 

Yaşam standartlarımızdan memnun değilsek, kendimizde ailemizde, çevremizde gelişim ve değişim istiyorsak bakış açılarımız değiştirmemiz gerekir mi? Farklı bakış açıları ile bugüne kadar olan yanılgılarımızdan kurtulabilir miyiz?

Karar alma sürecimizi etkileyen tüm bu faktörleri  “Toplum” ve “Birey” olarak 2 ana başlık altına gruplamak, bu grupların örtüştüğü veya çatıştığı alanları incelemek karar sürecimizi etkileyecek olan farklı bir yol gösterebilir mi? 

*

Toplum

Toplumumuz; bin yıllarla ölçülen yaşanmışlıklardan alınan dersler ve yöntemler, dil, şive, ağız, örf, adet, töre, din, mezhep, aile, vatan, ulus, bayrak, sosyal ve kültürel değerler ile farkında olarak ya da olmayarak görünmez iplerle birbirlerine sıkı sıkıya bağlı bireylerden oluşur.

Toplum kalabalıktır ve hayata dair alınan kararlarda bireyden güçlüdür fakat bireye göre çok büyük de bir dezavantajı vardır.

Toplum, bireye göre hantaldır.

Toplumların değişimi, dönüşümü ve gelişimi oldukça ağır, zor ve zahmetli bir süreçtir ve fakat yönetici iseniz ve “toplumun hassas değerlerini  yönetim için kullanırsanız, toplumun kontrolü ve yönlendirilmesi de bir o kadar kolaydır.” Birlikte ve ortak değerlere bağlı, katı ve korumacı toplumlara biz “muhafazakar ( koruyucu ) toplumlar” diyoruz. 

Birbirini denetleyen, uyaran, yasaklayan ve bireye ortak doğru kadar izin veren toplum ve toplumun tek merkezden uzun süreli yönetim modeli; Totaliterizme, Faşizme ve hatta Dikatörlüğe kadar uzanabilir. Hatta insani duyguları, insanın sosyolojik ve psikolojik davranışlarını incelediğimizde  bu sonuçların kaçınılmaz olduğunu da görebiliriz.

Muhafazakar ( koruyucu ) toplumlar ve toplumun unsuru bireyler; kendinden olmayanı, farklı veya yeni düşünceleri kolayca kabullenip sahiplenmek istemez. Kendini korumak için ciddi direnç gösterir. Farklı düşünce, davranış ve söylemler üreten birey; toplum tarafından kolayca yargılanabilir veya dışlanabilir.

Bireyin tek başına bu yapıyı esnetmesi neredeyse imkânsızdır fakat "özgürlük" ve "bağımsızlık" çok daha güçlü, yaradılışa ve doğaya çok daha uygun olduğundan bireyin bu güdüleri galip gelebilir ve birey; toplumunu reddedebilir, toplum tarafından dışlanmayı göze alabilir veya toplumunu dışlamayı tercih edebilir. 

Rahmetli Sosyolog Prof. Şerif Mardin’in “mahalle baskısı” tezi bu konuda aydınlatıcı olabilir. Ayrıca; sinmiş, korkmuş, kaderini neredeyse kabullenmiş bir toplumdan tek başına yani bir birey olarak sıyrılan Mustafa Kemal’in; “özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” sözü Türk toplumunu oluşturan bireylerin nasıl olması gerektiği konusunda gücü ve etkisi ispatlanmış bir referans olarak kabul edilebilir.

Birey

Değişim ve gelişim için yenilik gerekir. Yeniliği ise toplum bireylerine değil, bireyler toplumuna gösterir. Toplumların gelişimi on yıllar hatta yüzyıllar ile ölçülürken bireylerin içsel gelişimi saatlere hatta dakikalara kadar inebilir. Birey sürekli gelişim halindeyken toplumun değerleri ile gösterdiği dirence ve karakterine nüfuz etmesi de ayrı bir süreç gerektirir. 

Farklı düşünce ve davranışlarından dolayı toplum tarafından dışlanan birey belki savunmasızdır fakat şimdi çok daha özgür, çok daha hareketli ve çok daha hızlıdır. 

Milyonlarca farklı bireyi toplumun hoşuna gidebilecek, toplum tarafından kabul edilebilecek söylemler vb. hareketlerle ikna veya kontrol edemezsiniz. Birey; gelişimi sonrası ulaştığı doğrulara ve evrensel değerlere hitap edilebilir ise onay verir dolayısıyla yöneticiler özgür bireyleri değil, bireyler yöneticileri kontrol eder, buna da "demokrasi" diyoruz.

Gelişmiş ve güçlü toplumlar, nitelikli bireyselliği ve özgürlüğü engellemez, tam tersine destekler çünkü gelişmiş toplumlar; gelişmiş toplumun özgür ve nitelikli bireylerden meydana geldiğini bilir, özgür ve nitelikli bireylere ihtiyaç duyarlar. Fakat gelişebilmek için bireyin; toplumun imkân ve olanaklarına ihtiyacı vardır. Bunlardan en önemlisi özgürlüktür ve birey için özgürlük her şeyden çok daha önemlidir. Özgürlük varsa daha geniş alanlarda daha rahat düşünebilir, öğrenebilir, okuyup yazabilir, tartışabilir ve gelişebilir. 

Kendisi ile birlikte gelişecek olan toplumun faydası için bu eylemlerinden dolayı yargılanıp dışlanmak değil, takdir edilmek ister, çünkü birey; toplumdan almayacak, toplumu  eksiltmeyecek, aksine topluma katacak ve toplumu geliştirecektir.
Aile, akraba veya mahalle içerisinde büyümüş çocuklarınızın üniversiteye başladıktan sonra evrensel bilgiler ışığında özgürleştiğini, aile, akraba ve mahalle arkadaşları gibi muhafazakar yapılar ile girdiği çatışmaları, muhafazakar dirence rağmen kendini oluşturabilmek için verdiği mücadeleyi muhakkak  gözlemlemiş veya takip etmişsinizdir.

Sosyal Paradoks

Bu vb. konularda “birey ve toplum çatışmaları” sonsuza kadar devam edecek, toplumlar ve topluma yön verenler; toplumu ve aslında toplumu kullanarak iktidarlarını korumak(?) için özgürlüğü ve bireyselleşmeyi doğal olarak gelişimi farkında olarak ya da olmayarak engellemek isteyecek, bireyler ise doğaları gereği yani farklılığı ve evrensel doğruları keşfederek kimliğine katacak, topluma sunacak, kabul ettiği takdirde de toplum; bu bireyler ile gelişecektir. Bu; yasadır.

Bireylerin; töre cinayetlerinin ve kan davalarının yanlışlığını toplumumuza kabul ettirebilmesi yüzlerce yıl sürmüştür. Kız çocuklarının erken yaşta evlendirme yanlışlığı gibi pek çok konuyu anlatma süreçleri hala devam etmektedir.

Toplum ve Bireyin siyasal alandaki yeri

Birey ya da toplum olarak; bize hitap eden siyasi partilere oy vermek, onları iktidara getirip hayatlarımıza müdahale etmelerini, bizi şekillendirmelerini isteriz. Ya özgür ve bağımsız, toplumu için önce kendi gelişimine önem veren bir birey, ya da özgür ve bağımsız bireyi engelleyen toplumu oluşturan unsurlardan biriyizdir.


Yani ; ya toplumun değerlerine hitap eden, bu değerleri korumak için nitelikli bireyin oluşumunu, değişimini ve gelişimi engellemekten çekinmeyen ve doğal olarak kendi gelişimini de geciktiren, toplum odaklı ve tek kişi veya merkezden yönetimli siyasi partileri, ya da; nitelikli bir toplum oluşturmak için nitelikli bireyselleşmeyi önemseyen, gelişmiş toplumun ve gelişmiş ülkenin yolunun gelişmiş insan yetiştirmekten geçtiğine inanan, insan odaklı evrensel değerlere ve çoğulcu yönetime sahip siyasi partileri destekleriz.

Bu partilerden; toplumun değerlerini öne sürerek bireyin özgürlüğünü kısıtlayan ve bireyi topluma uydurmak isteyen parti bugün için AKP, terör, görünmeyen güçler gibi korku politikası ile toplumu yönetmek yani bireyi toplumun içine katmak ve toplumda eritmek isteyeni MHP,  Hak, adalet, eşitlik, özgürlük ve demokrasi gibi temeller üzerinde önce bireye, daha sonra da gelişmiş bireylerden nitelikli toplum üretmek isteyen parti ise Mustafa Kemal'in kurup Türk milletine emanet ettiği Cumhuriyet Halk Partisi’dir.

*

Türkiye’de günümüz itibarıyla 75 adet siyasi parti vardır. Örneklerimizi göz önünde olan ve toplumdan ve bağımsız bireylerden en fazla destek alan bu 3 parti üzerinden yapmak istedik.

Bu değerlendirmeler hemen her parti için yapılabilir.
 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Gürcan Dağlı
Gürcan Dağlı - 3 hafta Önce

Hayırlı akşamlar vAllahi anlayabilmek için bazı bölümleri iki sefer okudum. Gelişmiş toplum olmak için daha çook fırın ekmek yememiz lazım. Bu köşe yazınızı da sabah akşam tekrar tekrar okumamız lazım. Aklına kalemine sağlık.

uğur çelebi
uğur çelebi @Gürcan Dağlı - 2 hafta Önce

olabildiğimce sade ve yanlış anlamalara imkân vermemeye çalışarak yazmaya çalışıyorum gürcan bey.