Beykoz'dan Başlamak...

İktidar sahibi AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sn. Binali Yıldırım seçim çalışmalarını Beykoz sınırlarında kiraladığı Seçim irtibat bürosundan başlatmıştır. Bu da demek oluyor ki Akparti yöneticileri ve adayı Beykoz’a ayrı bir önem veriyor. Bu önem verme hadisesi Beykoz’da yaşayanlar için artı bir kazanç olsa gerek. Bunu bu şekilde düşündükten sonra Beykoz’da uzun yıllar ikamet edenler için Beykoz ile ilgili geçmiş hafızalarımızı bir tazeleyelim istedim.

Beykozlu olarak hafızalarımızı geriye sardığımızda özellikle kırk yaş ve üzeri olanlar Beykoz’da nelerin hangi yönden değiştiğini çok iyi hatırlayacaklardır. Beykoz tarihi MÖ.700 yıllara dayanan bir geçmişe sahip olup İstanbul’un en eski ilçelerinden biri olma özelliğini taşımaktadır. Anadolu’nun bir çok ilinden İstanbul’a göç edenler özellikle Beykoz’u tercih ederlerdi. Çünkü Beykoz’da bir hayat bir gelecek bir umut vardı. İnsanlar Beykoz’da yaşarken gelecek hayatlarıyla ilgili çok rahatlıkla planlar oluşturur, güzel hayaller kurarlardı. Çünkü Beykoz’da ülkenin en büyük üç fabrikası mevcut idi. Bunlar, Şişe Cam, Deri Kundura, Tekel. Bu fabrikalarda insanlar çalışır, fabrika bacaları tüter, ekonomi canlı kalırdı.

Sadece Anadolu’dan gelenler değil, bu fabrikalar sayesinde İstanbul’un birçok ilçesinden insanlar Beykoz’a taşınırdı. Beykoz’da ekonomi o kadar güçlüydü ki özellikle bayramları Beykoz Çayırı’ndaki lunaparkta dönme dolap, çarpışan araba, salıncak ve sigara halkası gibi birçok eğlence parkurlarında kuyruklar oluşurdu. Hele bir de Çayırın etrafındaki o meşhur seyyar köfteciler de köfte tezgahlarında pişen köftelerin kokusu uzaklardan insanı cezbeder aç olmasan bile köfte yiyesin gelirdi. Tabi ki burada da kuyruğa girerdik. Anlattığım bu dönemlerde İstanbul’un birçok ilçesinin esamesi dahi okunmazdı. Yani ya henüz ilçe olarak belirlenmemiş veya rağbet görmeyen küçük, gelişmemiş ilçelerdi. Bu bölgeler halk tabiriyle gece yürümeye dahi korkulan, çakalların cirit attığı, taksiciler dahi gece müşteri taşıdığında belli bir yerden sonra can güvencesinden endişe ettiği yerlerdi. Çünkü bu bölgelerde in-cin top oynuyor, tek-tük evler bulunuyordu.

Aradan geçti 30-40 sene. Şimdi hep beraber bir düşünelim: O, çakal yuvası diye tabir ettiğimiz, in-cin top oynadığı o bölgeler ne hale geldi, nasıl gelişti? ; tarihi MÖ.700’lü yıllara dayanan İstanbul’un en eski ilçelerinden biri olan, hem Anadolu’nun birçok ilinden, hem de İstanbul’un birçok ilçesinden göç alan “Boğazın İncisi” diye tabir ettiğimiz Beykoz ne halde?

Yazımı fazla uzatmayıp siz değerli okurlarımı sıkmamak için yazımın devamını ikinci bölümde anlatmaya çalışacağım. Bu vesile ile şimdiden hepinizin Ramazan Bayramını kutlar, sizlere bayramın mutluluk ve esenlikler getirmesini dilerim.

HAYAT İNANDIKÇA GÜZELDİR.

YORUM EKLE