Benimle buradan bakar mısınız?

ben gazetede köşe yazılarının hep öyle olmasını hem düşünürüm hem de isterim. hepimiz aynı konuda yazarsak gereksiz de olabilir yorucu da olabilir. 

Yani benim yazı konum siyasete kenardan selam verirse de gerçekte istediğim bu değildir.  Anladım pek çok dalı vardır yazmanın . Ama ben biraz kolay okunan, okurken biraz da mutlu eden, beraberinde bir şeyleri de anlatan yazıları severim. Hani öyle yüzü asmasın biraz düşündürsün biraz gülümsetsin. Okuyan okurken harcadığı zaman enerji çaba her neyse yazı bittiğinde hepsini geri almış olsun.
Bazen de karakteri, kişiliği değiştirip bakabilmek... Bunu yapmayı sever ve kullanırım.

… Uykusunun en güzel yerindeydi… Öylesine sıcak rüyalar görüyordu ki... Kalkmıyordu yatağından… Döne döne hem dinlenecek hem o sıcacık rüyaları görmeye devam edecekti… Ya da  kalkacaktı ama istediği saatte…  Belki de çok acıktığı için. 

Acıkmak mı? Evet, acıkıyor ama canı hiçbir şey yemek istemiyor…  Çok sıradan gelmeye başladı sabah kalkınca yedikleri… Farklı ve daha ne bileyim daha bir şeyler istiyordu ama anlatamadı. Kendine de anlatamadıysa büyüklerine nasıl anlatacaktı ki?  Birden bir ses duydu… Yumuşak mıydı,  haşin miydi nefret dolu bir emir ya da sıcacık bir günaydın mıydı değerlendiremedi.  Ses kalk diyordu… Kalk çöp arabası gelmeden önce ev önü çöplerini dolaş ve plastik kağıt her neyse para edecek onları topla… Tuvalet kağıtlarını da tabii… Kağıt değil mi hepsi kiloya giriyor… Noolcak b*kluysa… Kağıdı kağıtla tutarsın.

 Haydi, kalk, karnın mı aç?  Al şu ekmeğin arasına bir şey koydum, bir ara yersin.  Napiiim vaktinde kalksaydın… Öğlene kadar dolaşacaksın. Tabii her zamanki gibi… Ne yani senin için değişiklik mi yapmalıyım…  Ben mi koyuyorum bu hayatın kurallarını… Bilmem belki de…  Eskiden… Karıştırma eskideni falan…  Hala giyinmedin… Çöp arabası gelir de kaçarsa sonrasını sen düşün.

 Bana bak bana tekrar anlatıyorum… Çöp kamyonundan önce gitmelisin. Evet, her yere… Öğlene kadar böyle… Sonra yersin bir şeyler…  Hemen peşinden dükkanlara gideceksin…  Hadi şanslısın. Dükkanlarda bol kağıt artığı oluyor hem de daha temiz… Hayır, sonra zamanı kendine ayıramazsın. Büyük konteynerlere ben mi bakacağım… Onları atlayamazsın. Onlar senin geleceğin… Oradan topladıklarınla şu çektiğin iki tekerleği de kırık ve ağlarmışçasına sesler çıkaran arabayı doldurmalısın. Sooona… Ne sonaası be…  Senin hayatındaki sooonalar hep başka bir şeyin başlanıcı olacak… Bakma bana öyle…  Ben koymadım bu kuralları… Sistem böyle çalışıyor… Şartlar böyle oluşuyor. Ne bileyim ben kimin oluşturduğunu…  Ama oluşmuş bir şekilde işte.  Yarın mı?  Farklı bir şey mi? Sen kendini paşa torunu mu sandın çocuk…  Senin hayatındaki her yarın; Bugün eksik kalan bir şeyin tamamlama çalışmasıdır. Sonrası da mı yarın?  Bilmiyor muyum sanıyorsun?  Bizim hayatımız… Boş ver bizim hayatımızı… Sen yarını düşlemeye devam et.

… Hayal mi duyuyorum, biri talimatlar mı veriyor? Hayatım karışık zaten iyice kafam karıştı… Ne yapacaktım ben?  Hay Allah… Ha arabayı dolduracaktım. Neyle?  Plastik kağıt benzeri… Neden? büyükler öyle istiyor. Geleceğim hatta hepimizin geleceği içinmiş… Ne kadar? Her gün 300… Ne?  Üç yüz müü? Yahu ben çocuğum daha… Nasıl üç yüzü bulabilirim? Yapmayın insaf edin yalvarıyorum. 

Hem  beeen…  Ben  Bu gün kalkmak istemiyorum.  Nooolur bu gün gitmeyeyim… İki saat hiç olmazsa…  Vallahi kötü bir şey yapmam söz… Biliyorum… Biliyoruz…  Bil… Her neyse…  Tüm bunlar benim için geleceğim için… 

Hep soruyorum noolacak geleceğimde diye…   Her seferinde farklı şeyler anlatıyorsunuz.  Bak, bak ne diyeceğim…  Cumartesi günü bana iki yada üç saat verseniz…  Ya da… Tamam, bir saat yeter…  Bir saat olsun benim olsun…  Arabayı doldurmak… Biliyorum dolacak… Biliyorum benim için… Nooolur sadece bir saat ve cumartesi… Evet, Pazar var Pazar dolaşılacak.  Hafta sonu en iyi çalışma budur biliyorum…  Yüz kere söylediniz ama yüz bin kerede söyleseniz cumartesi… Bakın adı bile neşe rahtlık veriyor insana…   Biliyorum araba üç yüz bilmem ne…  Tamam, anladım benim geleceğim… Siz düşünmeseniz beni kim düşünecek…  Ne güzel, siz hep beni düşünüyorsunuz… 

Peki yarın?  Yarın Pazar… Sanki tatil gibi…  Ya  kızmayın hemen. Hem biliyorum…  Araba… Üç yüz…  Geleceğim... 

Geleceğim gelmesin… İstemiyorum.  Tatil günü arabayı doldurmanın peşine gitmek istemiyorum. Piknikçilerin çevresinde dolaşıp onların artıklarını… Evet, hepsi  çok pis her şeyi atıyorlar. Onları da ben toplamalıyım… Hem açık hava, hem teneke kutu toplama…  Belki  evet…  

Belki biraz arabayı şuraya bırakıp…  Yaa valla çöplerin arasından buldum o topu…  Kimsenin değil. İçine kağıt doldurdum. Patlaktı tabii… Evet, iki vurunca içindekiler dökülüyor ama top işte… Hadi nooolur biraz… Biliyorum olmaz üç yüz bilmem ne…  Eveeeet benim için benim geleceğim   biliyorrrummm…  Ama her şeyi bilmeme rağmen ki siz öyle diyorsunuz yine de bazı sorularım var.  üç yüz bilmem ne kağıtları topluyorum da, arabayı da dolduruyorum da, bunlar benim geleceğim için de, benim geleceğimi tam olarak tarif edebilir misiniz bana… Sesimi mi keseyim…  Neden? Zor mu geldi?  Ağır mi geldi?  Benden önce bu yollardan geçen herkes kendisinden küçüğe aynı şeyleri söylüyor.  Değişen; Daha çok çalışmak daha az çocukluk yaşamak…  Evet, nooldu şaşırdınız mı? Evet, evet ben çocuğum…  Haa anladım araba…  Üç yüz bilmem ne…  Ondan sonra belki…  Ne zaman?  İlerde…  Önce bugün üç yüzü tamamla…  Tutma elinle kağıtları…  Ben sana öğretmedim mi içinde ne olduğuna bakmadan,  ne işe yaradığını bilmeden arabana atacaksın… Üç yüz…  Üçyüüüüz

Yaa ne alakası var hem okula hem özel derse hem dersaneye giden çocuğunuzla? Ne? Ona da günde üç yüz soru çözme zorunluluğu mu getirmişler… Haa anladım sizin haberiniz yok. Aslında onaylamıyorsunuz ama…  Onun geleceği için… Anladım.

Hayatta Başarılar

YORUM EKLE
YORUMLAR
Vedat sınmaz
Vedat sınmaz - 1 ay Önce

Olağanüstü Güzel...okurken o çocuğun yerine koydum kendimi o çocuk veya bu çocuk ne farkeder ki? O kadar çok yük yüklemişiz ki sırtlarına hiçbirimiz farkında değiliz.onların geleceği içinmiş... iyi,çok güzel,harika...ya kaybettikleri,yaşayamadıkları çocuklukları??? Onları hiçbir zaman geri vermeyeceğiz değil mi? Fazla söze gerek yok, düşünmeye de gerek yok.bu utanç hepimize yeter de artar