Bayramlık yazılar...

Ramazan bayramı bütün olumsuzluklara rağmen içimizde bir nebze de olsa baharı yaşattı , yaşatmaya da devam edecek. 
Bayram bayramdır , salgında olsa , sokağa çıkamasakta .

Bayramın anlamını kavrayamamış bazı siyasetçilerin bayramı- salgın dinlemeyip iç siyaset dizaynına dair bayrama yakışmayan mesajlarını saymazsak bayram yine bayram gibi içimizdeki coşkunun sosyal medya üzerinden yansıdığı güzelliklerle geçmeye devam ediyor. 

Bana öyle geliyor ki bir kısım politikacı ülkeyi yönetmek adına bir fikir kısırlığı içerisinde.  

Hem de uzun zamandır.

Artık yeni bir şey üretemiyorlar.  Hitap ettiği yığınları zinde tutmak için habire nefret  pompalayacak , onu,  şuna buna düşman edecek , böylece de koltukta kalacak . 

Topluma sunulan organize kötülük ne ramazan, ne salgın dinliyor ne de bayram !
Olmayan üzerinden söylenmeyeni , olmasını isteyip olduramadıklarını tartıştırmak istiyorlar. 

Çağımıza , ülkemize , yaşadığımız salgın sürecine ve özellikle bayramın manevi iklimine hiç mi hiç yakışmıyorlar.
Neylersin . Bir tespit yapmak gerekirse durum bu ve vahim. 

Ne demişti Mevlana ; Dün geçti , yarın meçhul. bugün yeni şeyler söylemek lazım, çancağızım.  

Öncelikle topluma örnek olması gerekenlerin Mevlana’yı dinlemedikleri  ,anlamadıkları Mevlana’nın sözlerinin işlerine gelmediği anlaşılıyor. 

Çok şükür ki toplum siyasetin birkaç adım önünde . Kimse kimseyi siyaset nedeniyle boğazlamadı , seçim günleri  yaşanan bir iki münferit hadiseyi saymazsak. 

Barış Manço şarkısında geçen bir deyimimiz var bilirsiniz  Bayramlık ağzını açmak üzerine .

Şarkı da şöyle geçiyor 

Seninde canın günün birinde
Armudun iyisini yemek isterse 
Sakın ha aman manava gidipte
Armutları  tek tek elleme
Adamın kafası bir atarsa 
Bayramlık ağzını bir açarsa 
Sana neler der biliyor musun 
Mahalle duyar rezil olursun

Sizce de ilginç değil mi ? bayramlık ağzını açmak deyimi .

Çünkü anlamı “ ağzına geleni söylemek , hiç söylenmeyecek en kaba küfürleri ardı ardına saymak anlamında kullanılıyor. Bayramla yan yana getirilmesi tuhaf gözükmüyor mu ?

Dilimizde gündelik konuşmada bolca kullanılan bir deyimi yazdığı şarkı aracılığı ile kullanarak kalıcı hale getirmek anlamında bir misyon üstlenen değerli sanatçımıza bu vesileyle Allahtan rahmet diliyorum. 

Bayramlık ağızlar güne , hatta aynı günde muhtelif yerlerde yapılan aynı nakaratlara dönüştü.  

Aynı gök kubbe altında barış içinde yaşamak , birbirimize gülümsemek dururken birileri kavga etmemizi , kem gözlerle bakmamızı istiyor birbirimize. 

İmam ve cemaat misali bundan hareketle bazı meczuplar kavanozda mermi paylaşıp ona buna gözdağı veriyor. 

Bir diğeri canlı yayında kendi çapında komşularını fişleyip listelediğini ve ilk krizde muhtelif sayıda insanı öldüreceğini söylüyor.

Organize kötülük , organize deliliğe dönüşüyor maalesef. Toplum olarak deliriyoruz fark etmeden.   

Devletin yetkili ağızlarının bu meczupları kınayan bir beyanına henüz rastlamadık. 

Yazık hem de binlerce yazık. 

Normal bir toplumda bu marjinal tiplerin bırak televizyona çıkmayı , selam verecek insan bulamamaları gerekiyor. 

Arkasından yaşanan İzmir’de camii hopörlerlerinden sözde devrim  şarkıları çığırtkanlığı.

Uçan sineği havada avlayan devletimizin hala faillerini bulamaması düşündürücü değil mi ? 

Dünyanın en gelişmiş teknolojilerine sahip Mit ve Emniyetin elindeki sınırsız hukuki imkanla faillere dönük buna ilişkin bir açıklamasını duydunuz mu ?

Anormal bir toplumda anormal normal gibi sunuluyor. 

Apaçık provakasyon. 

Umarım haklı çıkmayız. 

Haklı çıkmamamızın yolu faillerin bulunarak dini değerleri alenen aşağılama ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlarından yargılanmalarından geçiyor. 

Ama paylaşıma dair fikir beyan eden biri tutuklandı ,  failden ses seda yok.

Provakasyon salgın , ramazan ve bayram dinlemiyor. 

Yaşadıklarımız yaşayacaklarımıza kapı aralıyor.  

Toplum olarak çok uyanık olmamız gereken bir süreçten geçiyoruz. 

Daha büyük provakasyonlara hazırlıklı olmalı , duygularımızla değil aklımızla hareket etmeli ve kuşkulu olan ve failleri bulunamayan provakatif harekelerde Mahir Kaynak’ın yaklaşımıyla failleri ‘kimin işine yaradı’ sorusu ile aramalıyız. 

Bayramlık ağzımızı açma zorunluluğu duymayacağımız daha güzel günler inşallah yaşayacağız. 

İyi bayramlar diliyorum. 

YORUM EKLE