Aydın Düzgün'ün Senedi

Beykoz'un Ekrem İmamoğlu'su kim? Hani Türkiye'nin yüzde 95'inin tanımadığı ancak AKP'nin (17 yıldır AK Parti diyordum ama artık AK Partililer bile AKP'nin yönetiminde azınlık kaldı, bu nedenle bundan sonra benim için AKP'dir) karalama kampanyaları sonrası birden CHP'li olmayan milyonların bile segilisi olan Ekrem İmamoğlu'nu söylüyorum. Beykoz'da bir şubesi var mı sizce?

Yahu var elbette... Hem de yüzlerce var. Beykoz'da CHP'de siyaset yapıp ya da oyu-gönlü CHP'den yana olan yüzlerce Ekrem İmamoğlu lezzetinde adam var. Ancak bir türlü birliktelik yaşanmıyor. Neden? Anlatayım:

Aydın Düzgün ismi bir markadır. Şimdi eğri oturup, doğru konuşmakta fayda var. "Sen seviyor musun Ferdi, Aydın Düzgün'ü?". Yahu mecburen seviyorum. Neden mecburen? E, çünkü CHP'de "siyaset yapıyorum" ayağına, Konaklar'dan Acarlar'dan para toplayıp, bu emaneti "parti içindeki şahsi menfaatletine" kullanan insanlar tanıyorum da ondan. Kim ne derse desin, kim hangi eleştiriyi getirirse getirsin, Aydın Düzgün bu günlerine "tırnaklarıyla" gelmiş bir isimdir. Efendim, oğlu şunu yapıyor da filancası bunu yapıyor: Anlamam. Ben anlamam. Adam, şahsi parasını kuruşuna kadar parti için harcamış bir kişi... CHP tarihinde öyle yedirip içiren adam daha gelmemiştir. Düğün-davet yapıp da davetiyelere "Bismillah" deyip, ilk yazılan isim: Aydın Düzgün'dür. Ha, zengin olduğundan falan da değil, gönlü zengindir; ondan...

Bakın bir örnek vereyim:

Aydın Düzgün'ün ne Meclis Üyesi ne de İlçe Başkanı olmadığı yıllarda, Rahmetli Ziya Sökmez'in başında olduğu o zamanki adıyla Aşşrom Düğün Sarayı'nda bir CHP toplantısı yapılmıştı. CHP Kadın Kolları ise girişte; yalan olmasın, 10 liraya mı 20 liraya mı "destek" amaçlı defter satıyordu. Ben de girişte fotoğraf çekerken, baktım bir süre hiç satış yapılmadı. Defterin birisini kaptığım gibi içeriden kapı önüne çıkmaya yönelen Aydın Düzgün'e yapıştım: "Abi, destek ver partine" dedim. Baktı, güldü. Gidecekti, bırakmadım. Kadın Kolları'nda görevli kişiler de bizi izliyor. Gülerek, "Kaç para?" dedi; ben de "Abi 20 lira ama sana 50 liraya olur" dedim. Aslında amacım Kadın Kollarına yardım olsa da azıcık da ortamı biraz yumuşatmaktı. İçeride neler olduğunu çok iyi biliyordum çünkü... Birbiriyle "lütfen" selamlaşanlar, dedikodular... Bir gerginlik vardı ve hayret edilecek bir şeydir: CHP Beykoz'da seçimlerde, ben bildim bileli bir gerginlik hep vardı. Azıcık yumuşasın istedim. Gözlerinden eğer Aydın Düzgün'ün "Lan, bırak beni başlayacağım defterine kitabına..." diye bir ifade görseydim; geri adım da atardım. Ama Aydın Düzgün, Beykoz'da CHP'nin deyim yerindeyse "yumuşak karnı"dır. Sürekli bir gülümseme vardır yüzünde. İşte o gülümseme devam ettiği için ısrar ettim. Sonunda da 50 lirasını alıp, Kadınlar Kolu'na onun yanında teslim ettim. Bu yaşadığımızın şahidi, oradaki CHP'liler ve Aydın Düzgün'dür.

Peki, eleştirmem mi Aydın Düzgün'ü? Elbette eleştiririm. Sürekli bir Belediye Başkanlığı, bir Meclis Üyeliği, bir İlçe Başkanlığı dönüp durması ve her yere aday olması, en çok elettirdiğim konu. Ancaaaak... Şimdi sırf "Aydın Düzgün gitsin!" diye de bir araya gelen oluşumlara karşı tavrımı alırım arkadaş. Kimse kusura bakmasın. Aydın Düzgün gibi bir markanın önüne babam çıksa, ben Aydın Düzgün'ü desteklerim. Peki, kuru kuruya destek olur mu? Olmaz! Bunu "Aydın Düzgün'den para almadan olmaz" anlamında söylemiyorum. Hep bana yakıştırılan "Yücel Çelikbilek'ten para alıyor" söylemi ne kadar aşağılık bir iftaraysa, Aydın Düzgün'den para aldığım da külliyen yalandır. Ben CHP'li Delege açısından söylüyorum: Kuru kutuya desteklemeyin! Ne yapın?

Öncelikle Aydın Düzgün'ün Beykoz'daki mücadelesini bir anlayın. Aydın Düzgün de geri durmasın; elbette şahısları hedef göstermeden, parti içinde kimlere karşı mücadele verdiğini bir anlatsın. Sonra Sayın CHP'li Delegeler şunu yapın:

1- CHP Beykoz'da "para toplama" işinde, Aydın Düzgün dışında hiçkimsenin aracı yapılmaması konusunda "basından uzakta durmayı ve gizli kalmayı" tercih eden (sanki biz bilmiyoruz !!!) isimlere gidin ve "Verdiğiniz paralar bazılarının çıkarı uğruna heba oluyor. Paranın akışını direkt ve aracısız Aydın Düzgün ile gerçekleştirin lütfen... Yoksa para da vermeyin; çünkü sizin paranızla Aydın Düzgün'e meydan okumaya çalışanlar oluyor" deyin. Bunu mesela 3 akil CHP'li Delege bir araya gelip yapsın

2- CHP'de sürekli her seçimde Aday Adayı olan kişiler var. Ben sabaha kadar anlatsam benden 1 fazlasını söyleyebilecek ve onları Beykoz'daki herkesten iyi tanıyan ise Aydın Düzgün'dür. Yine 3 akil (başka bir CHP'li) Delege grubu gitsin, bu isimlerle konuşsun. Bu isimler ya çekilsin ya da hiç Aday Adayı olmasın arkadaş! Ama Aydın Düzgün'ün de gidip karşısında dimdik durun ve şöyle deyin: "Bu Doktorlar, Doçentler, Profesörler eğer senin listende olmazsa, karışmayız!" deyin. Aydın Düzgün'e "ama"sız "fakat"sız, nitelikli, donanımlı; gerektiğinde CHP Beykoz için hem parasını hem zamanını harcayacak; köylerde konuşurken herkesi kucaklayacak; retoriği ile kitleleri etkileyecek adamları yönetime (artık lütfen) getirin! 

3- Aydın Düzgün'e de bir senet imzalatın: "Ben Aydın Düzgün olarak eğer bir dahaki seçimlerde tüm Beykoz'u kucaklayacak ve benden başka bir ismi Beykoz'da Belediye Başkanı olarak Aday göstereceğime; yine önümüzdeki seçim aday olmayıp, yerimi "nitelikli" bir kişiyi getirip oturacağıma; onun da hem İlçe'de hem de İl'de hem de Ankara'ya gönderip iyi bir şekilde yetiştireceğime namusum ve şerefim üzerine and içerim..." diye.

Bunları yaptıktan sonra da geriye kalan tek iş: Parti içindeki "taş"ları zamanla ayıklamak ve ekili fidanları da sulamak.

Ha, "Ferdi, sen çok beklersin" mi diyorsunuz?

E, o zaman kusura bakmayın... Eğer bu dediklerim olmazsa, İstanbul'da oyuyla-çalışmasıyla CHP'de örnek olan Beşiktaş gibi Kadıköy gibi yerler dururken, Beykoz'u Genel Merkezin ya da CHP İl Başkanlığının düzeltmesini de siz çok beklersiniz.

Böyle gelir, böyle gider...

Aydın Düzgün, markadır. CHP için bir tutkaldır. Dedikoduları falan bir kenara koyup, hem örgütü toparlayıp hem iyi niyetle Aydın Düzgün'e de bir yandan baskı yapmazsanız...

Siz de daha çok beklersiniz...

YORUM EKLE